Likidite Oranları

Finansal tablolarda bulunan kalemler tek başlarına anlamsızdır. Bir örnekle açıklamak gerekirse; iki firma düşünelim birinin 1 milyon TL diğerinin 10 milyon TL borcu olsun. Hangi şirketin hissesine yatırım yapmayı düşünürsünüz? Buna sadece bir kaleme bakarak cevap veremeyiz. Bir şirket için 1 milyon borç çok olabilirken öteki için 10 milyon epey düşük bir borç olabilmektedir.

Finansal piyasada likidite sözcüğü bir varlığın nakde çevrilebilme süresiyle alakalı bir kavramdır. Likit bir varlık nakde hızlı çevrilebilir manasına gelir. örnek olarak devlet tahvilleri likit varlıklardır. Anında piyasada müşteri bulabilirsiniz ve tahvilinizi nakde çevirebilirsiniz.

Yazımın konusu olan likidite oranları şirketin kısa vadeli borçlarını ödeyebilme gücünü işaret eden oranlardır. Burada kısa vade olarak adlandırdığımız süre 1 sene. Yani önümüzdeki 1 sene arasında yapılacak ödemelerde bir problem oluşup oluşmayacağını anlamak istiyorsak bakmamız gereken oranlar bunlar. 3 tane likidite oranımız bulunmaktadır.

1-) Cari Oran

Cari oran, likidite oranları arasında en yaygın şekilde uygulanan orandır. Dönen varlıkların kısa vadeli borçlara bölünmesi ile bulunuyor. Yani şunu söylüyor: şirketin 1 sene içinde ödemesi gereken borç tutarı, bir yıl içinde nakde dönüştürülebilecek olan varlıklardan az mı fazla mı? Borç varlıktan fazlaysa bu bir sorun olmaktadır. Bu sıkıntı mevcut diye kuruluş batacak değil elbette lakin büyük ihtimalle bu problemin çözümü için yeni borçlanma ihtiyacı ortaya çıkıyor. Yeni borç alınca hem yükümlülükler hem de şirketin finansman gideri artıyor, bunun sonucunda da net kârı düşüyor. Her şey birbiri ile bağlı aslında finansal tablolarda, mantığını bir kez anladık mı gerisi basit.

Cari Oran = Dönen Varlıklar / Kısa Vadeli Yükümlülükler

Cari oranımızın yorum kısmına gelirsek burada iş kolay değil. Genellikle 2 şirket için güvenlik sınırı olarak kabul edilir. Oranın 1`den düşük olmaması ise kesin tercihimiz olmalı. Halka açık kurumlar arasında sadece 128 tanesinin cari oranı 2`nin üstünde. Kalan yüzlerce şirket güvensiz mi diye sorsanız hayır elbette değil. Oranları yorumlarken de tek başlarına değerlendirmemek lazım. Cari oranı hesaplarken kullandığımız dönen varlıklara şirketin stokları da dahil. Eğer şirketin stok devir hızı yüksekse yani stoklarını kısa sürede elden çıkarabiliyorsa o süre cari oranımızın 2 olmasına gerek yok ama 1`in altında olması iyiye işaret değil. Bu yüzden minimum kıymet olarak her zaman 1`i kabul edin. Aşağıda bir örnekle soru işaretlerini azaltalım.

Grafikte Vestel Beyaz Eşya’nın cari oranını 1,61 olarak görüyoruz. Dayanıklı tüketim malları sektöründe ise bu oran 2,10. Şirketin oranı 2 olarak bahsettiğim güvenlik sınırının ve sektör ortalamasının altında ama sadece buna bakarak yorum yapmak doğru değil. Bir de stok devir süresine bakalım.

Gördüğünüz gibi Vestel Beyaz Eşya’nın stok devir süresi 48 gün, sektörde ise bu oran 92 gün civarında. Yani Vestel Beyaz Eşya elindeki stokları diğerlerine göre hemen hemen 2 kat daha hızlı tüketiyor. Bu yüzden şirketin cari oranının 2’nin altında olması önemli değil zira her 48 günde bir Vestel Beyaz Eşya elindeki stok kadar yeni satış yapabiliyor. Rakipleri ise her 92 günde ellerindeki stokları eritebiliyor. Sadece cari orana bakarak verilen bir kararın yanlış olduğunu görmüş olduk.

2-) Likidite(Asit-Test) Oranı

Cari oranda kafanızı stokları dahil ederek karıştırdım biraz. Ben stok devir hızı falan bilmem diyorsanız likidite oranı tam size göre ama burada da işin içerisine alacaklar giriyor. Çünkü likidite oranı hesaplarken stokları dönen varlıklara dahil etmiyoruz ama ticari alacaklar hala hesabımızda mevcut. Şirketin elindeki nakit ve nakit benzerlerini, ticari alacakları ve kısa vadeli yatırımları toplayıp kısa vadeli yükümlülüklere bölüyoruz.

Likidite Oranı = (Dönen Varlıklar — Stoklar) / Kısa Vadeli Yükümlülükler

Likidite oranında güvenlik sınırı 1 olarak kabul ediliyor yani eğer bu oran 1’in üzerindeyse şirket kısa vadeli yükümlülüklerini karşılamakta problem yaşamayacaktır. Eğer 1’in altındaysa bir sorun mu var sorusu canlanmış olabilir kafanızda. Cevaplayayım, hayır bir sorun yok çünkü eğer pazarda büyük bir talep düşüklüğü yoksa, ciddi bir ekonomik kriz söz konusu değilse şirketler stoklarını satarak nakit yaratabilir. Likidite oranını da tek başına yorumlamak pek doğru değil. Formüle dahil ettiğimiz ticari alacaklar konusu muallak çünkü. Ya alacaklılarımız borçlarını ödemezse? Bu soruya cevap veremiyoruz ama ortalama kaç günde borçlarımızı toplayabiliyoruz diye sormak gerekir. Bunu anlamak içinde ticari alacak devir hızına bakmak lazım. Eğer ticari alacak devir hızımız yüksekse, alacaklarımızı tahsil etme süremiz o kadar düşüktür.

Grafikte Ford Otosan’ın likidite oranı mevcut. Oran güvenlik sınırımız olan 1’in ve sektör ortalaması olan 0,86’nın altında kalmış. Vaz mı geçiyoruz? Elbette hayır. Ford Otosan’ın ticari alacak tahsil süresine bakalım.

Ford Otosan alacaklarını 32 günde tahsil edebiliyor. Bu süre sektör ortalaması olan 70’in yarısından daha az. Yani rakiplerine göre çok daha hızlı tahsilat yapabiliyor. Likidite oranında sektörün altında kalması bir handikaptı ama alacak tahsil süresiyle bu handikapı bir avantaja çevirdi Ford Otosan. Tekrar etmek de fayda var: Tek başına bir oranı değerlendirmek doğru değil!

3-) Nakit Oran

Nakit oran, kriz zamanları haricinde çok pimpirikli analistler dışında piyasada pek kullanılan bir oran değil. Nakit ve nakit benzerlerinin kısa vadeli yükümlülüklere bölünmesi ile bulunuyor. “Stoklarımı satabilir miyim?” “Alacaklarımı tahsil edebilir miyim?” gibi belirsizlikleri ortadan kaldırmak isteyenler nakit oran kullanabilir. Şirket yıl boyunca satış yapamazsa ve alacaklarının hiçbirini tahsil edemezse kısa vadeli yükümlülüklerinin ne kadarını karşılayabilir? İşte bu sorunun cevabı nakit oran. Eğer oran 1’in üzerindeyse şirket ekonomik bir krize karşı dahi çok dayanıklıdır diyebilirsiniz. Hatırlatmak da fayda var kriz harici zamanlarda pek kullanılan bir oran değil o yüzden şirket seçerken çok muhafazakar davranmıyorsanız nakit oran üzerinde pek durmanıza gerek yok. Ben pimpirikliyim, kriz bekliyorum diyenler Fintables’ın detaylı aramasında nakit oran > 1 seçip arama yapabilir ve borç ödeme sorunu yaşamayacak şirketleri bulabilir.

Nakit Oran = Nakit ve Nakit Benzerleri / Kısa Vadeli Yükümlülükler

Bu güvenli şirketlerden birinin örneği çok yakından tanıdığımız Ege Endüstri.

Ege Endüstri sahip olduğu kısa vadeli yükümlülüklerin 3 katından fazla nakit ve nakit benzeri varlığa sahip yani kısa vadede bir borç ödeme problemi yaşaması imkansız diyebiliriz. Otomotiv yan sanayi sektöründe ise bu oran ortalama olarak 0,90.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir